6 Aralık 2007 Perşembe

Disket Not Defteri


Plaklardan saat, kasetlerimden çanta, CD'lerimden lamba süsü ( bir nevi avizeleştirme çabası) gibi Burhanvari (Avrupa Yakası)çalışmalardan sonra evde gözüme batan birkaç disket içinde ne yapacağımı buldum. Benimkilerle birkaç tane not defteri çıkar ama sizde çok varsa, arabayı da boyatmıyım rengini nasıl değiştirsem diyorsanız buyrun Her eve bir Burhan Altıntop lazım;)
Not defteri yapımı ile ilgili bir video da designboom 'un sitesinde var. 5 dakikada şip şak .

Çikolata, Çukulata vs.



Bu nasıl bir sevgidir bilmiyorum, hemen hemen her çocuk çikolatayı sever. Doğuştan gelen bir durum bu, büyüyünce farklı mı oluyor? Hayır, hala seveni, müptelası ( benim gibi) hastası oluyor. Sevmeyenlere uzaylı mumamelesi , sevenlere de çikolata partileri yapılır. Şükür ki ben hiç büyümemiş bir çocuk gibi seviyorum onu. Yaşasın çikolata........

Çikolata Kakoao ağacının tohumlarından yapılmakta( kakaoya bayılırım) içine süt konulmakta yani sanırım süt tozu( olsun süte bayılırım), şeker ve bazılarına meyve parçaları falan konmakta mesela Çilek (:)) ) . E şimdi gel de sevme , seviyorum kardeşimmm :)



Bugün neden çikolata sevdamı anlatasım geldi açıklayayım; Nette Chisiel isimli bir firmaya rastladım Çikolata Çeşmesi satıyorlar. Bu Çikolata çeşmesi aleti ,genelde düğün davet vb. açılış organizasyonlarında kullanılabildiği gibi birde ev tipi modeliyle evde de kullanılılabiliyormuş. Çok faydalı bir alet , her eve lazım. Benim görünce alasım geldi doğrusu. Resimlere bir bakın sizinde aklınızı çelecek sanırım. Firmanın internet sayfasında fiyatlarla ilgili bilgi yok ama organizasyonlar için farklı boyutlarda kiralamak mümkün. Düğünlerde çikolata çeşmesi istiyorum evlenecek olanlar ona göre plan yapsınlar :) Ben, ben mi? Ben şelale yaptıracağım:)



5 Aralık 2007 Çarşamba

Hidden Art Yeni Tasarımlar

Güzel tasarımların satıldığı bir alışveriş sitesine rastladım. Çok cici şeyler var sade ve sevimliler. Hepsini görmek için Hidden Art Shop 'a bakabilirsiniz. Benim seçtiklerimden bazıları burda....

Ben ayakkabı dolaplarından pek hoşlanmam ama bunu sevdim bu cici bir tasarım bence :)

Bu yastık el ve ayak ısıtıyormuş. Tam benlik :)

Üç Nikah Üç Cenaze Ve Bir Soygun(Kral Dairesi)


Dün akşam Devlet Tiyatroları'nın bir oyununa daha gittim. Oyunun adı Kral Dairesi (Üç Nikah Üç Cenaze ve Bir Soygun ) . Sözsel anlatımın çok az olduğu daha çok hareketlerle anlatılan bir oyundu. Maskeler olduğundan mimiklerinde görünmediği çoğunlukla beden hareketleri ve ışık oyunlarıyla hikayenin dile getirildiği bir oyun. Bir dönemin sessiz filimleri gibi yani, bu da canlı bir sessiz oyundu. 1 saat 20 dk sürdü ve hiç ara vermeden bir koşturmacadır geçti, nasıl bitti dersek başladığı gibi bitti :) Oyuna giden arkadaşlar ne demek istediğimi anlamıştır. Sersemler Evi oyunu da bu oyun gibi maskelerle canlandırılmış bir oyun, henüz seyretmedim ama şimdi daha çok merak ediyorum. Sersemler Evi'ni de seyredeceğim kesin.

Farklı bir tiyatro oyunu seyretmek isterseniz ,Kral Dairesi (Üç Nikah Üç Cenaze ve Bir Soygun ) 'u görmelisiniz. Şimdilik Şişli Cevahir sahnesinde oynanıyor. Bilet bulmak biraz zor, genelde ayın sonunda biletler satışa çıkar bir sonraki ayın biletleri hemen alınır. Biletlerin çıktığı ilk günü yakalarsanız önlerden yer alabilirsiniz, yoksa biraz zor. Ben bu konuda deneyimliyim artık:))


Devlet Tiyatroları Kral Dairesi (Üç Nikah Üç Cenaze ve Bir Soygun ) Oyun Tanıtımı

İstanbul’ da bir otelin kral dairesindeyiz.. her şey otelin bilgisayarının bozulmasıyla başlar. Kral dairesi bir tanedir, ama aynı güne üç ayrı rezervasyon yaptırılmıştır. Üç ayrı çift, balayını geçirmek üzere otele gelir ve beklenen kargaşa başlar. Otel personeli durumu idare edip kurtulmak için çırpınırken, gelen çiftler odada kendi dünyalarını kurmaya başlamışlardır bile… İngiltere’ de vücut ve mask tiyatrosu projeleri üreterek dünya çapında şöhretli oyunlar tasarlayan rejisör Toby Wilsher, yeni bir İstanbul macerası kurguladı. Sersemler Evi’ nden sonra Kral Dairesi ile bizi şaşırtmaya ve güldürmeye devam ediyor.. Tiyatronun sadece ses ve söz sanatı olduğunu düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz…

Yazan: Toby Wilsher
Reji-Tasarım: Toby Wilsher
Çeviren: Selen Korad Birkiye
Dekor: Burhan Yılmaz
Kostüm: Mihriban Oran
Işık: Yakup Çartık
Dans Düzeni: Erdal Uğurlu
Reji Asistanı: Erdal Bilingen
Dramaturg: Selen Korad Birkiye
Oyuncular:
Fikret Urucu,Elif Erdal,Arzu Oş,Fatih Sarı,Deniz Bolışık,Erkan Avcı,Emrah Bozkurt,Sibel Akdeniz Demirtaş,Celal Örnek

4 Aralık 2007 Salı

Mavi Jeans Sesli Tişört Hareketi

Mavi Jeans, yeni yıl için Sesli Tişört koleksiyonu hazırlamış.Benim hoşuma gittiler, daha önce İstanbul tişörtlerini de çok beğenmiştim. Toplum Gönüllüleri için hazırlanan tasarımlarda Teoman, Aylin Aslım ve Mor ve Ötesi grubunun şarkı sözleri bulunuyor. Bayanlar için 7, erkekler için 6 çeşitin olduğu 10 farklı tasarım bulunuyor. Ben en çok Aylin Aslım'ın benim hala umudum var şarkı sözünün yer aldığı tişörtü sevdim, çünkü şarkıyı da severim. Aslında beğendiğim birkaç tane daha var ne yapsam alsam mı birkaç tane? :)
Teoman’ın “Sus Konuşma”, “Gönülçelen”, “Paramparça”, “Hayalperest”; Aylin Aslım’ın "Beyoğlu Kimin Oğlu?”, “Aynı”, “Zor Günler”; Mor ve Ötesi’nin “Kış Geliyor” şarkılarından sözler ve “Nükleer mi Ya Patlarsa?”, “Arkadaşıma Dokunma” sloganlarının yer aldığı tişörtler aşağıdaki mağazalardan temin edilebilirmiş.

Adana Gazipaşa,Ankara Cepa,Ankara Migros,Ankara Panora,Antalya Migros,Bodrum Marina,Bursa Korumax,Eskişehir Espark,İstanbul Akmerkez,İstanbul Astoria,İstanbul Atu,İstanbul Bağdat Caddesi,İstanbul Bahariye,İstanbul Beyoğlu,İstanbul Cevahir,İstanbul Fly-ınn,İstanbul Galleria,İstanbul İçerenköy Crf.,İstanbul İstinye,İstanbul Metrocity,İstanbul Nişantaşı,İstanbul Suadiye,İstanbul Tünel,İstanbul Ümraniye meydan,İzmir Alsancak,İzmir Forum,Mersin Forum.

3 Aralık 2007 Pazartesi

İstanbul Devlet Tİyatroları - ÇAYHANE



Pazar günü uzun zamandır seyretmek istediğim oyunlar listesinde duran ve sonunda bu sezona kısmet olan Çayhane oyununu izledim. Gerçekten çok başarılı bir oyun çıkmış, beklediğme değdi AKM Büyük salonda oyun seyretmeyi her zaman çok sevmişimdir, güzel bir sahnedir. Küçükken gittiğimde büyüklüğünden dolayı çok etkilenmiştim sanırım hala onun etkisiyle büyük salonda oyun izlemek benim için bir zevk.

Çayhane oyunu,Amerikan işgaliyle , işgal etikleri yerlere getirdikleri demokrasinin işlendiği bir trajedi ve komedi. Bülent Emin Yarar'ı bu oyunda muhakkak seyretmelisiniz. (Sanırım oyunu bir daha seyredeceğim,Sakini karakterini çok sevdim.) Ayumi dizilerden sonra tiyatrolarda da boy gösteriyor. Geyşa rolüyle gayet başarılı bir performansı vardı bence. Oyunun içinde alt mesaj olarak Geyşalığın ne demek olduğu da vurgulanıyor. Ayumi küçük bir dans gösterisi de yaptı, daha iyilerini görmüştüm ama bir tiyatro oyunun da kısacık bir zaman için iyi bir performanstı. Oyuncuların performanslarını ve oyunun işleniş biçimini genelde beğendiğim için 3 saat nasıl geçti anlamadım. Evet biraz uzun bir oyun ama değer.

Oyun hakkında Devlet Tiyatrolarında ki tanıtımdaki bilgiyi de aşağıda bulabilirsiniz. Ama asıl gidip seyretmelisiniz.:)

"Okinawa adası... Tarih boyunca önce Çinlilerin, sonra Japonların ve en sonunda Amerikalıların işgal ettiği bir garip ülke... Günümüzdeki şöhretini işte bu en son işgale borçlu.. 1945 yılı Nisanında 200 bin kayıpla sonuçlanan ve II. Dünya Savaşı’nın en kanlı çarpışmaları olarak bilinen Amerikan işgaline...
Filme de alınan Çayhane romanının yazarı, o işgal ordusunun subaylarından Vern Sneider... Yine aynı ordunun subaylarından John Patric bu ünlü romanı oyunlaştırdı ve işgale bizzat tanıklık etmiş iki kalemin yarattığı bu olağanüstü eser ortaya çıktı.
Amerika’nın işgal mantığı ve bu
Pazar günü uzun zamandır seyretmek istediğim oyunlar listesinde duran ve sonunda bu sezona kısmet olan Çayhane oyununu izledim. Gerçekten çok başarılı bir oyun çıkmış, beklediğme değdi AKM Büyük salonda oyun seyretmeyi her zaman çok sevmişimdir, güzel bir sahnedir. Küçükken gittiğimde büyüklüğünden dolayı çok etkilenmiştim sanırım hala onun etkisiyle büyük salonda oyun izlemek benim için bir zevk.

Çayhane oyunu,Amerikan işgaliyle , işgal etikleri yerlere getirdikleri demokrasinin işlendiği bir trajedi ve komedi. Bülent Emin Yarar'ı bu oyunda muhakkak seyretmelisiniz. (Sanırım oyunu bir daha seyredeceğim,Sakini karakterini çok sevdim.) Ayumi dizilerden sonra tiyatrolarda da boy gösteriyor. Geyşa rolüyle gayet başarılı bir performansı vardı bence. Oyunun içinde alt mesaj olarak Geyşalığın ne demek olduğu da vurgulanıyor. Ayumi küçük bir dans gösterisi de yaptı, daha iyilerini görmüştüm ama bir tiyatro oyunun da kısacık bir zaman için iyi bir performanstı. Oyuncuların performanslarını ve oyunun işleniş biçimini genelde beğendiğim için 3 saat nasıl geçti anlamadım. Evet biraz uzun bir oyun ama değer.

Oyun hakkında Devlet Tiyatrolarında ki tanıtımdaki bilgiyi de aşağıda bulabilirsiniz. Ama asıl gidip seyretmelisiniz.:)
mantığın “öngörülemeyen” sonuçları üzerine muhteşem bir komedi izleyeceksiniz... "

2005 Afife Tiyatro Ödülleri
Yılın En Başarılı Prodüksiyonu
Yılın En Başarılı Yönetmeni (Şakir Gürzumar)
Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu (Bülent Emin Yarar)
Yılın En Başarılı Sahne Tasarımcısı( Ali Cem Köroğlu)
Yılın En Başarılı Işık Tasarımcısı (Önder Arık)

5. Lions Tiyatro Ödülleri (2005)
En Başarılı Komedi Erkek Oyuncu (Bülent Emin Yarar)
En Başarılı Sahne Tasarımı
En Başarılı Kostüm Tasarımı

Yazan: Vern Sneider
Uyarlama: John Patric
Türkçesi: Ayşe Sarıalp
Rejisör: Şakir Gürzumar
Dekor: Ali Cem Köroğlu
Kostüm: Gülhan Kırçova
Işık: Önder Arık
Dans Düzeni: Nil Berkan
Reji Asistanları: Mutlu Güney, Fikret Urucu, Elif Erdal, Ezgi Coşkun, Ünal Bostancı
Dramaturg: Selen Korad Birkiye

Sakini: Bülent Emin Yarar, Yüzbaşı Fizby: Hakkı Ergök, Albay Purdy: Ali Düşenkalkar, Yüzbaşı Mc Lean: Atilla Şendil, Higa Jiga: Gılman K. Peremeci, Çavuş Gregoviç: İşdar Gökseven, Omura: Özgür Akın, Hokaida: Fikret Urucu, İhtiyar Kadın: Seval Gökçe, Keora: Cem Gürleyen, Lotus Blossom: Ayumi Takano,Seiko: Tunç Günbay,İhtiyar Adam: Rezzak Aklar, Oşira: Metin Beyen, İhtiyar Kadının Kızı: Ayşegül Taştan, Sumata: Orhan Tetikcan


“Çayhane” oyunu “The Teahouse of The August Moon” adıyla 1956’da sinemaya uyarlanmış.

30 Kasım 2007 Cuma

Lost Haberleri- The Beginning of the End (Sonun Başlangıcı)

Her hafta Lost dizisi ile ilgili bir habere rastlıyorum. Bu dünyada da bizdede bir çılgınlık durumunda ama diziyi beğenerek izlemiştim ve merakla da beklediğimden dolayı her haberi okuyorum.
16 'şar bölüm olarak 2010 yılına kadar Lost' ı seyredebileceğiz. Hikaye bitmez boşuna son beklemeyelim şimdiden. Önümüzdeki günlerde yeni bölümle ilgili fragmanlar yurt dışındaki sinemalarda gösterilecekmiş. Bizde netten göreceğiz artık. Birde diziyle ilgili birçok çekim sahnesi yayınlanıyor. karelerden bir sonuç çıkarttım dersem yalan olur sadece bir resimde büyük iskeletler var dinazor yada başka büyük bir yaratıkla bağlantı kurulacak olunabilinir. Yada zamanda yolculuk bağlantısı çıkarılabilir. Bazı durumlar yüzünden(Amerikan yazarları grevi) Lost Şubat ayında gösterime girecek, sanırım bundan sonra da böyle olacakmış, şubata kadar daha neler çıkar , bizi de meraktan çatlatırlar.
4. sezonun ismi de The Beginning of the End (Sonun Başlangıcı) hadi hayırlısı.
Lost'un Lost Missing Pieces serilerinden biri de aşağıda Jack'i özlemişim.


LOST: Missing Pieces #1 - The Watch ITA

Arjantin Tango, Aşkın Dansı

Aşktan bahsederken konu geldi aşkın dansı ve aşkın şarkısı nedire? Aşkın dansı nedir ?çok belli kanıtını da aşağıda sunuyorum ama aşkın şarkısı bende biraz kalabalık ona hiç girmeyeceğim. Bir de küçük bir not ekliyorum bence Aşkın dansı aşksız yapılmaz.:)))
Şimdi aşkın dansını doya doya seyredelim gönlümüz ferahlasın:)

29 Kasım 2007 Perşembe

TOKIO HOTEL'den Yeni Albüm SCREAM


Tokio Hotel, dört Alman gençten oluşan bir rock grubu. İlk albümleri Scheri ile rock dünyasına sıkı bir giriş yapmışlardı. Ardından Zimmer 483 ile çizgilerini devam ettirdiler. Tüm gençlik bu grubu soruyor, takip ediyor ve dinliyor. Tokio Hotel'in beklenen İngilizce albümleri Scream ile tekrar listelerde çıkış yapıyorlar. Türkiye'de de önümüzdeki günlerde bu albümü bulabileceksiniz. Scream albümü, ilk albümleri Schrei' de yer alan parçaların İngilizce versiyonları ve düzenlemelerinden oluşuyor. Tokio Hotel’in daha bir süre böyle gençleri coşturacağı kesin. Sonuçta bu Alman 4'lü onlardan biri, verdikleri fotoğraf karalerindeki asi bakışları ve sert çocuk havalarının temelinde geleceğin 4 rock canavarı var gibi.

28 Kasım 2007 Çarşamba

MICHAEL JACKSON YENİ ALBÜM 2008


Mıchael Jackson'dan yeni albüm geliyor. İnvicible albümünde aradığım coşkuyu bulamamıştım ama Mıchael gibi bir albümdü yani benim sevdiğim bir albümdü. Büyük patlamalar yapmayacak artık sanırım ama 2008 de çıkacağı söylenen son albümünde de yine aynı çizgide devam ediyor gibi. Albümün tamamını dinledim, ben yine beğendim ama büyük coşmalar olur mu? derseniz onun müziği videolarıyla devleşti hep,bu yüzden klipler nabzı belirler. En güzel kısmı yine onu dans ederken göreceğim , özlemiştim. Bu albümde ,The Black Eyed Peas'tan tanıdığımız Will.i.am ile çalışmış, Will.i. am'ın de şimdilerde yeni albümü Songs About Girls piyasada.
Albümde, Mamacita parçasına Santana eşlik etmiş, parça başlar başlamaz Santana olduğunu anlıyorsunuz zaten. What more can I give parçasına bir ordu eşilik ediyor dersem yalan olmaz.( Beyoncé, Celine Dion, Mariah Carey, Justin Timberlake, Anastacia, Santana, Billy Gilman, Brian McKnight, Boyz II Men, Gloria Estefan, Jon Secada, Tom Petty, Backstreet Boys, Shakira, Thalia, Reba McEntire, Usher and Ricky Martin,Alejandro url-baneado, Luis Miguel, Julio Iglesias, Laura Pausini, Cristian Castro, Jon Secada, Juan Gabriel, Olga Tañón, Ricky Martin, Rubén Blades y Thalia ) Bu parçanın İspanyol ve İspanyol-İngilizce versiyonları albümde yer alıyor. Bu parçayı daha önce de bir konserde söylemişti izlemiş olabilirsiniz. İzlemediyseniz youtube'dan görebilirsiniz.
Gangasta parçasında The Fugees ve DJ Scoob Doo eşlik etmiş,ilgi çekici parça ama çıkış parçası tahminimce Xcape olabilir. Yani sadece bir tahmin. Tam Michael parçası Xcape (ne klip çekilir bu parçaya bol danslı of of offff)
Son olarak albüm için "I need You" diyorum :)Yine beklenen bir Michael albümü bu.

Albüm Şarkı Listesi:
01 Gangsta (No Friend Of Mine) with Fugees*
02 Xcape*
03 Why (With 3T)
04 What More Can I Give
05 Todo Para Ti (What More Can I Give (Spanish Version)
06 What More Can I Give/Todo Para Ti (Spanglish Version)
07 Let Me Let Go*
08 Someone Put Your Hand Out
09 Shout
10 I Need You (With 3T)*
11 Ride With Me (with Rodney 'Darkchild' Jenkins)
12 Biggerman
13 Get Out Of My Mind
14 Mamacita (With Santana)*

Ebony isimli bir derginin bu ay ki kapak fotoğrafında Mıchael vardı, Dergi için yeni fotoğraf çekimleri yapılmış, görüntüsü yine epeyce değişmiş gördüğüm kadarıyla. Yeni fotoğraflarını görmek isterseniz buraya bakabilirsiniz.
*Bu albümle ilgili gelen bir e-posta üzerine düzeltme yapmak istiyorum. Düzeltmeyi yapan kişinin Mıchael Jackson albümünü yayınlayan firma yetkililerinden olmasını isterdim ama öyle olduğunu zannetmiyorum. Bu Haberi Kasım ayında yaptım ve firması ile görüşüp Mıchael Jackson'ın çıkacak olan albümü ile ilgili bilgi istedim.(Bu bilgiler herkese verilmez ama ben işin içinden biriyim zaten.) İnternette dolaşan bu haberin doğruluğunu sordum, bir albüm dinlediğimi bunun gerçekliğini sordum. Yabancı birçok sitede de albüm bu formatta yayınlanmakta. Ama bana bir cevap verilmedi bende yayınlamak istedim. Birazda neler olacak merakından. MJ'nin bir fan üyesiyim aslında ama kendi resmi sitesinde yer alan gruba üyeyim. Bu yüzden albüm bilgileri bana ulaşıyor. Birçok santaçıyı da böyle takip etmekteyim zaten.
Tabiki Mıchael'in Thriller albümünün yeni versiyonu yayınlanınca google aramalarında yeni albümde bu haber çıkıyor. Aslında yeni albüm çalışması tabiki bu değilmiş bende sonradan öğrenmiş ama bloğumda düzeltmemiştim. Şimdi Yasin Bey'in uyarısı üzerine bu durumu düzeltiyor, kendisine teşekkür ediyorum. Bu konuyla ilgilenmemiş firma yetkililerini de yürekten kutluyorum.
MJ'nın yeni albümünü ilk duyuranlardan biri seve seve yine ben olacağım :) Thriller albümü yeni versiyonuun tanıtım bilgileri de burada.

Elveda Rumeli

Bu sezon kendime yeni bir dizi buldum. Avrupa Yakası dışında dizilerle pek işim olmaz ama Elveda Rumeli'yi bir seyrettim takıldım kaldım. Şimdi kaçırdığım bölümleri de Youtube'dan seyrediyorum.
Kullanılan şive, oyuncular, senaryo bence çok iyi. Bu kadar güzel tarihi bir konu işlenirken bu kadar mizahi dil kullanılır. Aralarda çok sıkı espriler geçiyor. Karakterlerin şapşallıklarına bitiyorum doğrusu. Hem aşk var, hem tarihi bir konu, hem de komikler:) izlemeyeniniz varsa tavsiye ederim dolu dolu bir dizi.
Aşkları da güzel şapşallıkları da:)


Türkçe Kullanım Kılavuzu

Satın aldığmız ürünlerde okumamız gereken kullanım kılavuzları hakkında bir bilgi okudum sizlerle paylaşmak istiyorum. Eğer aldığınız üründe Türkçe kullanım kılavuzu yoksa bunu Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tüketici şikayetlerine bildiriyorsunuz ve firmanın size Türkçe kılavuz göndermesini sağlıyorsunuz. Ayrıca Türkçe kullanım kılavuzu kullanmadıkları için 156 YTL ceza veriliyor. Eh çok caydırıcı bir rakkam değil ama en azından kendi dilimizde bir kullanım bilgilerine sahip olmayı hakkediyoruz. Bizde dilimize sahip çıkalım ülkemizde satış yapan firmaların buna dikkat etmesi için gerektiğinde şikayetlerimizi iletelim ki onlarda bize karşı saygı duysunlar.

26 Kasım 2007 Pazartesi

Tema Vakfı Karikatür Yarışması

Gönüllü Tema Vakfı haberlerimden bir tane daha, bu seferki bir karikatür yarışması. Her ay düzenleniyor ve Tema Vakfı sayfasında yayınlanıyor.
"Karikatürcüler Derneği, TEMA Vakfı ve Cartoon Yayıncılık insanların karşılaşacağı ekolojik tehlikeleri ve bunların yaratacağı sonuçları karikatürlerle anlatarak, onları daha fazla düşünmeye yönlendirmek, bu sürecin en azından şimdiden yavaşlatılması için toplumda tutum ve davranış değişikliği oluşmasını sağlamak amacıyla “Doğa ve İnsan Uluslar arası Karikatür Yarışması” nı düzenlemiş bulunmaktadır. " Alıntı; Tema Vakfı
"DOĞA VE İNSAN"
Yurij Kosobukin - Ukrayna
Jalal Pirmarzabad - İran
Musa Gümüş - Türkiye

23 Kasım 2007 Cuma

Müzik tüm ruhların gıdasıdır ve dans etmeyi isteyen herkes yapabilir. Buyrun kanıtı :)

Leenane'in Güzellik Kraliçesi


Leenane'in Güzellik Kraliçesi
Yazan : Martin McDonagh
Çeviren : Sevgi Sanlı
Yöneten : Cüneyt Çalışkur
Dekor Tasarımı : Ethem Özbora
Giysi Tasarımı : Serpil Tezcan
Işık Tasarımı : Önder Arık
Sahne Amiri : Oktay Uçar
Işık Kumanda : Serhat Akın
Kondüvit : Nil Tanrıseven
Rol Dağılımı;
Sumru Yavrucuk, Rüçhan Çalışkur, Hakkı Ergök, Yurdaer Okur
Özet ;
“Kendi topraklarında ‘kiracı’ gibi yaşayan sıradan insanlar üzerine yazılmış ‘sıradışı’ bir umut öyküsü…”
Bu İstanbul Devlet Tiyatrosunda oyun için yazılan özet. Bu özete bakıp oyun hakkında bilgi sahibi olmak imkansız ama şunu söyleyebilirimki hikayenin işleyişinden çok Sumru Yavrucuk'un gösterdiği performansı çok beğenmiştim. Annesiyle yaşayan bir kadının umutları, hüzünleri hatta komedisi. Gitmediyseniz görmekte fayda var.

22 Kasım 2007 Perşembe

Benim Kokulu Örgü Çantam


Örgü çanta yapmayı geçen seneden beri düşünüyordum, düşünüyordum ... yani sadece düşünüyordum :) Bu yıl ablama rica ettim bir çanta yaptı sağolsun, başkası örünce daha güzel oluyor tavsiye ederim:) Aşağıda resimini gördüğünüz çok merak edilen çantam budur (kızlar sizler için). Taze taze fotolara bakın.İnci dizayn ürünü çantam için ablacıma teşekkür ediyorum.

Çantanın yapılışı ile ilgili tarif veremeyeceğim ama iki adet kalın kokulu yünlerden aldım ve bu güzel çanta ortaya çıktı(yani bence güzel) Örgü işini ablam diğer birleştirme ve astarlama işlerini ben yaptım. Yani ortak bir yapım. İki tane de koyu morumsu ahşap askılık ve içi içinde evde olan sarı bir kumaştan astar diktim sonra hepsini birbirine birleştirdim. Bu renk ile açık sarının uyumunu severim çantayı açınca içinden aydınlık bir rengin gözükmesi bence çok hoş oldu. Örgüyü bilenler zaten motiften anlıyolardır ayrıca istesenizde ilmek sayısı vs.. ayrıntıları bilmiyorum. Çünkü üzümü yiyip bağını sormadım:).

Çantamın diğer örgü çantalardan en önemli farkı kokulu yünden örülmüş olmasıdır. Her elime aldığımda hafif bir vanilya esansı kokusu yayılıyor. Kokoş çantası böyle olur :)



21 Kasım 2007 Çarşamba

Pinhani'den Yeni Albüm

Pinhani'nin yeni albüm çalışmasında olduğunu onları takip edenler zaten biliyordur. Son albümde yer alan ve bazılarını Kavak Yelleri dizisinde de ara ara duyduğunuz yeni parçaları da diğerleri gibi çok güzel olmuş. Parçaların tamamı bitmiş fakat çıkış tarihi henüz belirlenmemiş durumda.Ne zaman çıkılacak soruma verilen cevap tüm piyasanın içinde bulunduğu sıkıntıyı yansıtıyor malesef. Çünkü biliyorsunuz ki müzik piyasası gayet kötü durumda, böyle olunca da yeni albüm çıkartmak çok riskli oluyor. Umarım sevenlerini çok bekletmezler. Bunun yanında müzik severlerin de en azından sevdikleri santaçıların yaptıkları işe değer göstermek ve bu üretimin hiç bitmemesini sağlamak için orjinal albüm satın almaları gerekmektedir. Birçok etken ile müzik piyasası kötü durumda ama en azından sevdiğiniz Pinahni gibi sadece işi gücü müzik yapmak olan müzisyenleri desteklemelisiniz. Üretim, döngü sağlıklı olduğunda daha verimli olarak devam edecektir. Albüm patronları da yeni albüm çıkarmaktan korkmayacaklardır. Ama bir çok etkenin toptan düzelmesi gerektiği gerçeğinin altını çiziyor ve diyorum ki, en azından sevdiğiniz birkaç favori sanatçınızı yanlız bırakmayın, orjinal albüm alın.
Bu arada yabancı bir yayında gördüğüm Pinhani'nin haberine de buradan bakabilirsiniz. Antalya semalarında Pinhani'nin müziğiyle tanışılmış ve bir e- gazeteye bu izlenimler aktarılmış. Sanırım bizim Pinhani artık yurtdışından da keşfediliyor.
Pinhani'nin ve Sinan'ın yolları bol müzikli olsun. Yeni albüm şimdiden hayırlı olsun.(biraz erkenciyim ama olsun)

20 Kasım 2007 Salı

Yerebatan Sarnıcı'nda Su Gibi Aziz


Geçtiğimiz cumartesi sadece gözüm değil kulaklarımda huzur buldu. Art İstanbul gezisinden sonra Yerebatan Sarnıcı'nda Erkan Mutlu ve ekibinin Su Gibi Aziz isimli tasavvuf musukisi konserini dinleme ve onlara eşlik eden bir semazen'i seyretme fırsatı buldum. Yerebatan Sarnıcı'nda birçok etkinlik düzenlenmekte ve çoğu ücretsiz. Sarnıcın bence büyülü bir havası var akşam saatinde orda olmak tasavvuf musikisi eşliğinde huzur bulmak güzeldi. Vaktiniz olursa muhakkak bu etkinliklere katılmanızı tavsiye ederim. Yerebatan sarnıcı ile ilgili bilgi için buraya bakınız.


Önümüzdeki hafta programları şöyle;

Kanun Resitali
Tarih:23 Kasım 2007 Cuma Saat: 19:00
Düzenleyen:Ahmet Meter

Ahmet Meter sadece Türk müziğinin klasik kalıpları içerisinde kalmayarak, Türk Halk Müziğinden ve Batı müziği dünyasından önemli eserlerle bir resital sunacaktır. Bütün bu eserlerin arasına serpiştirilmiş taksimler Doğu ile Batı'nın adeta sentezi halindedir.


YEREBATAN ŞİİR AKŞAMI

Tarih:24 Kasım 2007 Cumartesi Saat: 19:00
"Octavio Paz Şiirleri"
Şiir Okumaları:Hümay Güldağ, Hüseyin Köroğlu
Düzenleyen:M. Lütfi Şen

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika kıtasında yetişmiş en önemli edebiyatçılardan sayılan Octavio Paz, 31 Mart 1914'de Meksika'da doğdu. Öğrenimini, bir Katolik okulunda ve Meksika Üniversitesi'nde yaptı. Edebiyata, 1931 yılında Barandal dergisinde yayınlanan ürünleriyle adım attı. İlk şiir kitabı 'Luna Silvestre / Yabani Ay' 1933'de yayınlandı. Paz, 1937 yılında, Madrid'de, cumhuriyetçilerin saflarında katıldığı İspanya iç savaşıyla, yaşamının en büyük deneyimlerinden birini edindi. 1938 yılında Meksika'ya döndü ve Taller dergisinin editörlüğünü yapmaya başladı. Modern Avrupa edebiyatı üzerine, büyük bir ilgiyle izlenen makaleler yayınladı. Bundan sonra, asıl olarak diplomasi alanında kariyer yapmaya başladı. Meksika Dışişleri'nin temsilcisi olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde ve Fransa'da bulundu. Los Angeles yılları, 'Yalnızlık Dolambacı'nın (1950) oluşmasında etkili oldu. 1962'de Meksika Büyükelçisi görevini üstlendiği Hindistan'da 1968'e; Meksika hükümetinin Meksika Olimpiyatları öncesinde öğrenci hareketlerini kanlı bir biçimde bastırmasına dek kaldı. Bu olay nedeniyle görevinden istifa etti.Latin Amerika soluna karşı çıkan görüşleriyle hep polemiklere yol açan Paz, bir dönem aralarında Harvard ve Cambridge'in de bulunduğu üniversitelerde öğretim üyeliği yaptı. Yapıtlarının temasını aşk, şiir ve insan oluşturdu; kimi yapıtlarında Meksika halk edebiyatıyla gerçeküstücülüğü bağdaştırdı. Paz, edebiyat alanında birçok saygın ödülün sahibi oldu; 1981'de İspanya'da Cervantes Ödülü, 1982'de ABD'de Neustadt Ödülü, 1990 Nobel Edebiyat Ödülü... Paz, 1998 yılında öldü.


TELDEN DİLE

Tarih:30 Kasım 2007 Cuma Saat: 19:00
Düzenleyen:Kazım Giritli, Tuncay Okutan


MUSA KAZIM GİRİTLİ,1974 yılında Neyzen Hafız Mustafa Tüzün efendiden dersler alarak musiki yaşamına başladı.Hocanın tasavvuf musikisi meşklerinde serhanende olan sanatçı,daha sonra1979-80 seneleri arasında Üsdat Emin Ongan nın yönetiminde Üsküdar Musiki Cemiyetine devam etti.Aynı dönemde Udi Alaaddin Pakyüzden enstruman dersleri aldı.1980-84 yılları arasında İstanbul Belediyesi konservatuarı Türk Musikisi bölümünde Süheyla altmışdört hanımefendi,hakkı Özcan,fatih salgar,aladdin adayı,muazzam sepetçioğlu,ve dürdane Altan hanımefendi olmak üzre nazariyat ve usul dersleri aldı.1997-2000 seneleri arasında üsdat çinüçen tanrıkorur ile birlikte ayinhan olarak konserler verdi.Halen tasavvuf ve klasik türk musikisi icra etmektedir.
TUNCAY OKUTAN,Tuncay Okutan müzik hayatına 10 yaşında iken zamanının ustalarından bağlama dersleri alarak başladı. 11 - 12 yaşlarında tek başına bağlama çalıp türküler söylemeye başlayan okutan, yetişkin çağa geldiğinde orta ve lise öğrenimini tamamlayıp müzik çalışmalarına hız verirken diğer yandan Türk Halk Müziği ve ses kültürümüzün bitmek tükenmek bilmeyen pınarlarından su içme özlemiyle eğitim ve araştırmalar yapmak amacıyla İstanbula geldi. Konservatuar sınavlarına giren sanatçı, sınavları kazandı ancak bu eğitimini çeşitli nedenlerden dolayı devam ettiremedi daha sonra halk müziğinin farklı icracılarından önemli bir isim olan Cavit Murtezaoğlun'dan şan ve sahne performans dersleri aldı.Müzik eğitimini bu şekilde sürdüren okutan enstruman çalmanın ve yorumculuğun yanında söz ve beste çalışmalarıyla da kendinden söz ettirmeye başladı.

19 Kasım 2007 Pazartesi

Art İstanbul'un ardından

Cumartesi günü çok sanatsal bir gün geçirdim. Önce Art İstanbul'u ziyaret ettim( Hıncal Uluç ordaydı, bende dedim bir Hıncal'sız bir bensiz olmaz:) ) Tophane Antrepo 5 numarada gerçekleşen Art istanbul Pazar günü bitti o yüzden muhakkak gidin, görün diyemem ama sanat günlerini sevenler umarım kaçırmamıştır.
Bende beğendiğim bazı eserler ve ressamlar hakkında bilgi topladım. Bunları buradan paylaşmak istiyorum. Özellikle resimle ilgilenen ve bu sergiyi benim biraz geç haber vermemden dolayı kaçıran arkadaşlarım için hazırlıyorum :) Affedin beni...
İlk olarak Reyyan Somuncuoğlu' nun eserlerine değinmek istiyorum. Portre çalışmalarında kocaman iri gözleriyle Osmanlı kadın figürleri resmedilmiş. Hepsi birbirinden güzel sultanlar ve tablolara hayran kaldım. Sitesinde Art İstanbul'da sergilenen eserlerini görmeniz mümkün.



Çok yaratıcı ve önünde uzun uzun durduğumuz eserlerden biri de Alev Gözonar' ın karışık teknik olarak adlandırılan, istiridye şeklinde yapılmış seramik objelerin üzerindeki insan yüzü figürleriydi. Resimde de gördüğünüz gibi çılgın işi ama taktire şayan. Hayranlıkla bakakaldım.



Erol Özden 'in İstanbul temalı tabloları da inanılmaz güzeldi. Canlı canlı görmek lazımdı , o kocaman tablolarda her ayrıntı ve ışıkoyunları resmedilmişti. Tablolarının bulunduğu bölmeyi uzaktan gördüğümde ışıldıyan bir İstanbul manzarası belirdi. Bu ışık darbeleri ile gerçekten İstanbul gibi olmuş ışıl ışıl bir tabloydu.

Ve hayran kaldığım bir tabloda da , üzerinde gerçek bir at var yani o bir fırça eseri olamaz. Bu at tablosuna uzun süre bakıp bu canlı dedim fotoğraf falanda değil canlı kanlı gibiydi. Zaten atlara hayranım birde böyle bir tablo görünce mest oldum. Hikmet Karabulut' un fırçasından koşturan bu at canlıydı canlı. O atın fotoğrafını bulamadım ama bu da Hikmet Karabulut'un fırçasından bir at figürü.

Daha çok tablo ve ressamdan bahsedebilirim ama sanırım bu kadar yeter. Diğerleri bana kalsın. Art İstanbul'dan çıktığımızda arkadaşlarımla ben gözümüz gönlümüz doymuş bir halde bahtiyar olarak yolumuza gittik. Bir daha gtimeden önce haber vereceğim söz:)

16 Kasım 2007 Cuma

Türkiye'de Uyuşturucudan Kurtulma Merkezleri

Ben mi bunlarla çok karşılaşıyorum yoksa gerçekten sayıları çok mu fazla bilmiyorum. Ama ülkemizde her türlü uyuşturucu madde ziyadesiyle kullanılmakta. Ben hayatımda sigara bile içmediğimden dolayı bu tip sakıncalı zamazingolara oldukça uzağım. Ama bu işlerden kurtulmak mümkün mü diye araştırmalara bakarken bazı bilgiler buldum, belki bilmek isteyenlerin işine yarar. Ben bir başka kişi için nasıl ikna etmeliyim de bu merkezlere yatırmalıyızı da araştırıyorum. Çünkü tedavi için temel şart kullanıcının bundan kurtulmayı istemesi. En zor kısımda onları ikna etmek olacaktır. Bu yüzden bu merkezlerle görüşülüp destek alınılabilir. Aklı her daim başında, uyuşmamış beyinlerle geçireceğiniz bir hayat dilerim.
Türkiye'de uyuşturucudan kurtulma merkezleri
Balıklı Rum Hastanesi -------Balıklı Rum Hastanesi bünyesinde kurulan Anatolia Klinikleri, 1994'ten beri hizmet veriyor. Klinikte ilk olarak uyuşturucu maddenin hastanın vücudundan temizlenmesi işlemi başlıyor. 15 gün süren tedavi programı, temizlikten sonra psikoterapi ile devam ediyor. Klinikte ayrıca hasta yakınlarına da aile grup toplantıları düzenleniyor. Odalarda televizyon, banyo, tuvalet bulunuyor. Ayrıca hastaların yoksunluk dönemini en iyi şekilde geçirmeleri için bilardo ve masa tenisi oynama imkânı da var. Tel: (0212) 547 16 00 - 664 21 90 Fiyat: 20 günlük tedavi fiyatı 2-2.5 milyar lirayı buluyor. Kliniğe girerken peşin olarak 1 milyar lira alınıyor.
UMATEM ------Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesinde hizmet veren UMATEM (Uçucu Madde Tedavi Merkezi) 18 yaş altına hizmet veriyor. Evde yaşayan ve uyuşturucu kullanan gençleri ve sokakta yaşayan gençleri bağımlılıktan kurtarmayı hedefliyor. Merkezde gençlere sorumluluklar veriliyor ve kurallara uyarak yaşamak öğretiliyor. Aile terapisi burada çok önemseniyor. Tel: (0212) 543 65 65'ten 452 Fiyat: Bir aylık tedavi bedeli yaklaşık 1 milyar lira
AMATEM ------Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesinde hizmet veren AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma ve Tedavi Merkezi) alanındaki en büyük resmi kurum. Türkiye'de toplam 7 merkezi var. AMATEM polikliniklerine alkol ve madde bağımlılığı nedeniyle yılda ortalama 16 bin başvuru yapılıyor. AMATEM'e kabul, ancak hastanın isteği ile oluyor. Burada psikoterapi servislerinde 14 günlük ve 28 günlük ruhsal tedavi programı uygulanıyor. Alkol ve madde bağımlılığına yönelik her türlü bilgi ve sorular için AMATEM Danışma Merkezi (0212) 660 00 26 numaralı telefondan aranabiliyor. Fiyat: Bir aylık tedavi yaklaşık 1.5-2 milyar lira
Fransız Lape ------Gecelik olarak açık ve kapalı bölümleri var. Bir gece için açık bölümün yatak fiyatı 150 milyon, refakatçi olursa 210 milyon artı ilaçlar oluyor. Testler, elektro şok ise bunun içinde değil. Kapalı bölümde ise gecelik 210 milyon lira tek kişilik fiyat. Yatışta ise bir milyar lira peşin alınıyor

Daha fazla bilgi için Tempo Dergisinde ki bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

15 Kasım 2007 Perşembe

İstanbul Deri Fuarı

29 Kasım - 1 Aralık tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde deri ve kürk tasarımların bulunacağı İstanbul Deri Fuarı yapılacak.
İstanbul Deri Fuarı,
29 Kasım 2007
10.00 – 19.00 saatleri arası
30 Kasım 2007
10.00 - 19.00 saatleri arası
1 Aralık 2007
10.00 - 18.00 saatleri arası ziyarete açık. Davetiye için bu formu doldurmanız gerekiyor.
Deri ürünleri her daim moda olduğuna göre, gidip görmek mümkünse yeni tasaraımlardan birine sahip olmak lazım. Ama kürk olayı bana ters.
Son olarak ülkemize gelen turistler için özellikle deri ürünlerimizi tavsiye ediyoruz ve Türk deri ürünlerini seviyoruz.

Dünya Adası - World Island


Dünya Adası, 7 kıta ve 300 küçük adacıktan oluşacak, bittiğinde ise üzerinde tam 200 bin insan yaşayabilecekmiş. 6 kilometreye 9 kilometre genişliğindeki bir alanda irili ufaklı 300 adadan oluşan projede denizin ortasında dev bir dünya şeklinde ada görünümü olacak. Dünyanın 8. harikası da bizlerin tanıklağında inşa edilmiş oluyor.

Adaların satışı başlamış, hatta birini Angelina ve Brad çiftinin aldığı söyleniyor.Türkiye'nin bulunduğu adayı kimlerin alacağını merak ediyorum doğrusu.

14 Kasım 2007 Çarşamba

Türkçe Facebook

Sonunda birileri yapmış Türkçe olarakta Facebook kullanabilirsiniz. Burdun burdan yükleyin.Yapanın eline sağlık biraz eksik ama olsun..

Video anlatımı da burda,

13 Kasım 2007 Salı

Bay Meraklı

Ne dediğini anlamasakta, şu iki çizginin TRT kuşağı tek iken büyümüş benim gibilerin hayatında büyük önemi var. Biz seviyoruz Bay Merkalıyı, huysuz huysuz söylenerek gidişini ve tükürük saça saça gülüşünü özlemişim. Meraklılarına bir seyrimlik parça......

4. Salsa Cumhuriyet Kupası

4. Salsa Cumhuriyet Kupası bu cumartesi reFRESH Venue'de yapılıyor. Kayıtlar 15 Kasım'da bitiyor.Salsa kategorisinde birinciliği kazanacak çift, Haziran 2008'de İngiltere'de yapılacak olan Dünya Kupası Salsa Şampiyonasında Türkiye'yi temsil edecek. Bu durumda yarışmaya katılan bir kardeşime Hande ve dans eşine başarılar diliyorum.



12 Kasım 2007 Pazartesi

Carlos SANTANA

Ünlü gitar virtiözü, tabiri caizse gitarın babalarından Santana, her daim favorimdir. Kendine has elekrotogitar çalma tekniği ile nam yapmış,1969 yılı bir müzik festivalinin keşiflerindendir. İlk albümünü benim dünya üzerinde olmama çook yıllar var iken yapmış ama şimdilerde özellikle 1999 yazında çıkardığı albümü ile büyük küçük herkesin hayranı olduğu iyi bir gitarist. Supernatural albümü ile 9 Grammy ödülü almıştı, o albümün Türkiye piyasasındaki etkilerini hatırlıyorum. İlaç gibi geldi demek çok doğru bir tabir olur. Bir albümden bu kadar hit çıkarmak büyük başarıydı ve daha sonraki albümlerinde de aynı tarzı yani düet albüm çalışmalarını devam ettirdi. Ama hiç biri Supernatural kadar büyük ses getirmedi. Supernatural ,büyük üstadın büyük dönüşüydü.
Santana'nın 30 dan fazla albümü ,bunlara ek olarak birlikte çalıştığı gurplarla çıkan albümleri ve birçok toplama albümleri bulunmakta. Arşive konulması gerekeken çok albümü var ama bende birkaç albüm var şimdilik yani bir yerlerden başlamak lazımdı:) Şimdi dinleyelim Carlos'un gitarını.........

Supernatural albümünden Corazon Espinado

9 Kasım 2007 Cuma

Atatürk- Saat Kaç Belgeseli

Ata'mızı rahmet ve sevgiyle anıyorum.Keşke şimdi olsaydın demiyor, iyi ki bize hediye edilmişsin diyorum.


Atatürk Çiçeği


Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden Doktor Kirk Landın laboratuarında kırmızı renkte yeni bir çiçek üretmeyi başarır. Bu yeni çiçeğe isim ararken yanında duran ve Tarsus Kolejinde Atatürk'le tanışmış, ondaki tabiat bilgi ve ilgisine hayran olan bir diğer profesör, bu çiçeğe Atatürk isminin verilmesini önerir. Bu öneri dünya nebatat dairesine iletilir ve Atatürk'ün yaptığı çalışmaların anlatıldığı toplantıda oy birliğiyle kabul edilir. Dünyadaki her ülkede bu çiçek Atatürk adıyla üretilir ve satılır. Ayrıca çiçeğe adı verilen başka bir lider de bulunmamaktadır. ‘Atatürk” çiçeği’nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koymuş ve bu çiçek tüm dünyada bu isimle üretilip satılmakta.



Euphorbia Pulcherrima - Atatürk Çiçeği

Adı: Euphorbia Pulcherrima

Türkçe Adı: Atatürk Çiçeği

Vatanı: Meksika

Tanımı: Yaprakları uzun saplı, büyük, sivri uçlu, kenarları düz veya lop'lu; çiçekleri çok küçük sarı renkli ve gösterişsizdir.
Yetişme İstekleri:

Sıcaklık: Asıl çiçeklenme döneminden önce 15 - 20 derece, çiçeklenme döneminde 13-16 derece, çiçeklenme döneminden sonra 10-12 dereceye gereksinme gösterir. Çiçekli iken 13 derecenin altına düşmemelidir. Orantılı Nem: Yüksek orantılı nem (% 70-75) ister.

Işık: Yazın aydınlık yarı gölge yerleri sever. Yaprakların renklenmesi için Eylül'den itibaren yoğun ışık ister.Kışın çiçeklenme döneminde çok aydınlık yerlerde bulundurulmalıdır. Bitki doğrudan güneş ışığından korunmalıdır.

Saksı Harcı: Hacim olarak 3 kısım turba, 3 kısım yaprak çürüntüsü, 2 kısım tınlı toprak, 2 kısım yanmış ahır gübresi, 3 kısım kum ve 2 kısım perlitin karışımıylaelde edilen harç da kullanılabilir. Üretim Tekniği: Üretimi çelik ile yapılır. Çelikleri genç sürgünlerden 7,5-10 cm. uzunluğunda olmak üzere tepe çeliği tarzında ve Nisan - Mayıs aylarında alınır. Ancak bu çeliklerden yetişen bitkiler yıl sonunda 15-20 cm. uzunlukta olurlar. Eğer daha bodur bitkiler isteniyorsa çelikler Ağustos ayında alınmaldır. Alınan çelikler, özsuyun akmaması için odun kömürü tozuna batırılarak, hacim olarak eşit miktarlarda turba ve kum karışımına dikilirler. Ortam sıcaklığı 18-21 derece olmalıdır.

Bakım Önlemleri:

Saksı Değiştirme: Her yıl Nisan ayında yapılır. Gübreleme: Haziran - Ekim ayları arası haftada bir kez 1-2 g/l kompoze gübre verilir.

Sulama: Haziran'dan Eylül'e değin sürgün verme esnasında ılık su ile bolca sulanmalı, sıcak havalarda yapraklarına su püskürtülmelidir. Çiçeklenme süresince (Aralık- Ocak ayları) verilen su miktarı azaltılmalıdır. Çiçekli halde iken bitkiye çok su verilirse yapraklarının döküldüğü görülür. Dinlenme dönemi olan Ocak ortasında Nisan ortasına kadar ise ya çok az su verilmeli veya toprağı tümüyle tutulmalıdır.

Budama: Yaşlı bitkiler çiçeklenmesi bittikten sonra Nisan ayında topraktan itibaren 10-15 cm. kalacak şekilde kesilmelidir.

Hastalık ve Zararlılar: Önemli hastalıkları Kloroz, Yaprak Dökülmesi, Kök Kanseri ve Kurşuni Küf; zararlıları ise Kırmızı Örümcek ve Unlu Bitleri'dir. Alıntı: Adanet

Ömer Faruk Tekbilek


Ömer Faruk Tekbilek, ülkemizde tanınmışlığından çok yurt dışında bilinen önemli müzisyenlerimizdendir. Albümlerinden biri muhakkak arşivinizde olmalı diye düşünüyorum. Yayınlanmış 10 albümü bulunuyor. Türk müziğini dünya müzik piyasasına tanıştıran güzel eserlerin olduğu 10 albüm. Bizde kendi değerlerimizi dinleyelim. Kulaklarımızın pası silinsin.


“Hiçbirimiz birbirimizden farklı değiliz. Bütün kültürler birbiriyle benzerdir. Müzik bizim ortak lisanımız, ortak muhabbetimizdir. Müzik ve dans sayesinde de hepimiz kardeşçe bir araya gelebiliriz. Bu hiç zor değil”

Ömer Faruk TEKBİLEK

Medeniyetin başlangıcından bu yana geçen yüzyıllar boyunca, sayısız uygarlığa ve kültüre ev sahipliği yapmış olan Anadolu, bu çeşitliliğin bir sonucu olarak gerek kültürel, gerekse folklorik ve müzikal açıdan eşsiz bir servete sahip olmuştur. Bu eşsiz servetine rağmen Türkiye ve Anadolu topraklarından, uluslararası profile sahip sanatçı oldukça nadir çıkmıştır. İşte bu sanatçılardan en önemlilerinden birisidir Ömer Faruk TEKBİLEK.
Ömer Faruk TEKBİLEK, özellikle Bizans ve İslam kültürlerine ait birçok zenginliği içerisinde barındıran ve hala coğrafik konum bakımından, farklı folklorlara ev sahipliği yapan Türkiye’nin Adana kentinde doğdu. TEKBİLEK’in müzikal dehası daha çocuk yaşlarda kendini gösterdi. Ailesine göre O ve ağabeyi müzisyen olarak doğmuşlardı. Ağabeyi için “O benim ilham kaynağım ve gururumdu” diye bahseder. Ömer Faruk TEKBİLEK, Ney üzerine ustalaşmaya başlamasına rağmen, çok farklı enstrümanlarla da ilgilendi. İlk hocası O’na, müzik dükkanında kendisine yardım etmesi karşılığında bağlama dersleri vermeye başladı. Ayrıca bu dükkan sayesinde, Türk müziğinin birçok karışık ritmini, makamlarını ve bunları nasıl okuyacağını öğrendi.
Müzik alanında ustalaşma sürecinde TEKBİLEK, sufizme de ilgi duymaya başladı. Bugün “Ben hala çalışmaya devam ediyorum” diyor ve ekliyor; “Benim için müzik sonsuzdur. Sufizm ve müzik birbirine sarılmış ve iç içedir. Çalmak dua etmek gibidir”
1967’de 16 yaşındayken İstanbul’a gelen TEKBİLEK, burada Mevlevi dervişleriyle tanışır. Onların dünyaya bakışlarından, müziği yorumlayışlarından, farklı kültürlere ait sesleri birleştirmelerinden ve ruhlarından çok etkilenir. Mevlevi düzenine katılmaz fakat Mevlevi Şeyhi Neyzen Aka Gündüz KUTBAY O’nun hayatında çok önemli bir yer edinir. Sufi müziği O’nun müziğinin temel taşı olur. Daha sonraları müziğe karşı alternatif bakış açılarıyla tanınmış müzisyenlerle çalışmaya başlar ( İsmet SIRAL – Klarnet,Saksafon, Burhan TONGUÇ – Davul ) Farklı tarzda soundlarla tanışan TEKBİLEK, zihninde sürekli olarak büyüttüğü ve adına “Sabır Ağacı” dediği müziğini daha da zenginleştirmeye ve gelecekte dünya çapında saygın bir müzisyen ve virtüöz olarak tanınmasını sağlayacak olan soundunu yaratmaya başlar. 1971’de 20 yaşındayken Türk Klasik Folklor grubunun bir üyesi olarak ilk defa Amerika’ya adım atar ve Sevgi Ağacı da bambaşka bir yönde gelişme yoluna girer.
Türkiye’ye askerlik görevini yapmak için geri dönen TEKBİLEK, 1976 yılında Amerika’ya dönerek oraya yerleşir. Orada müzik çalışmalarına devam eden sanatçı Ortadoğu kökenli müzisyenlerle beraber kurduğu orkestra ile çeşitli kulüplerde çalmaya başlar. Zorlu geçen yılların ardından, 1988 tarihinde ünlü prodüktör Brian KEANE ile tanışmasıyla tüm yaşantısı değişir.
New York Metropolitan Museum Of Art’ta sergilenecek olan “Muhteşem Süleyman” sergisi ve filmi için KEANE ile birlikte çalışmaya başlayan TEKBİLEK, bu dönemin ardından yayınlayacağı birbirinden başarılı ve kendisini dünya çapında tanınan ve adı saygı ile anılır bir müzisyen olmasını sağlayan on üç muhteşem albümü için önemli ve büyük bir adım atmış olur.
Yine bu tarihten itibaren, doğu ve batı ezgilerini ustaca harmanladığı müziği ve hayat felsefesi ile dünya müzik sahnesinde ağır fakat emin adımlarla ilerleyen TEKBİLEK, kendi albümlerinin yanı sıra, Don Cherry, Karl Berger, Ginger Baker, Ofra Haza, Peter Erskine, Trilok Gurtu, Simon Shaheen, Bill Laswell, Mike Mainieri, Michael Askill, Arto Tuncboyaciyan, Nusrat Fateh Ali Khan, Jai Uttal, Hossam Ramzy ,Glen Velez başta olmak üzere birçok usta müzisyenle birlikte çalışmalar yapar. Böylece, Türk müzisyen kimliğiyle adını dünya müzik arenasına altın harflerle yazdırmış olur..
Bağlama, ney, darbuka, zurna, bendir, def gibi enstrümanları virtüöz derecesinde kullanabilen, bütün toplumların kardeşliğini, bütün kültürlerin iç içe olduğunu ve sadeliğin en yüce hayat felsefesi olduğunu insanlara duyurmayı kendisine misyon edinen usta sanatçı, bu hayat felsefesini müziğine de taşımayı çok iyi bilmiş ve geniş kitlelere ulaşmıştır. Albümlerinde Yunanistan, İsrail, Bulgaristan, İran ve İspanya gibi birçok farklı ülke ve medeniyetten müzisyenlerle çalışan TEKBİLEK; Amerika dışında, Avustralya, Fransa, İspanya, İngiltere, İsrail ve Yunanistan başta olmak üzere birçok kıta ve ülkede verdiği konserlerle hayran kitlesini her gün genişletmiştir. Aynı çizgi ve felsefik anlayışla hazırlanmış olmalarına rağmen, yaptığı her albümde farklı soundlar ve farklı ezgileri kendine has yorumuyla sentezleyen müzisyen, bu sayede dünyanın dört bir yanındaki dinleyicilerine, hep farklı tatlar ve farklı keyifler yaşatmıştır. Bugüne kadar “Spy Game (R.Redford,B.Pitt)” gibi birçok Filmde müziklerine yer verilmesi ile çok daha geniş bir müziksever kitlesi; Ömer Faruk TEKBİLEK’in müziğiyle tanışma şansını elde etmiştir. Son albümü Alif’i Paul Simon’ın prodüktörü Steve Shehan’la birlikte hazırlayan TEKBİLEK, bu albümde Yunanistan’ın ünlü seslerinden Glykeria ve gitar virtüözü Jose Antonio Rodriguez’e de yer vererek world müzik tarzında eşsiz bir projeye daha imza atmıştır.Alıntı : neyzen.com
Albümleri ;
Suleyman The Magnificent (1988)
Fire Dance (1990)
Beyond The Sky (1992)

Fata Morgana (1994)
Whirling (1994)
Mystical Garden (1996)
Crescent Moon (1998)
One Truth (1999) (I Love You)
Dance into Eternity – selected pieces 1987-1998 (2000)
Alif (2001)

8 Kasım 2007 Perşembe

Şebnem Ferah - Bu Aşk Fazla Sana

Şebnem'in ilk çıkış albümünden çok güzel bir parça. Şebnem Ferah'ta sevdiğim yorumculardandır. Dinleyesim geldi, burda koyduğum şarkıları görenler benim müzik zevkimi çözememişler daha dineltmediklerimi görseniz :) Benim için müzik debi derya yüzdüm yüzdüm doymadım, doyamadım.