yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2012 Çarşamba

Yılın Çevre Suçluları


Ocak ayının sonunda, Berne Declaration ve Greenpeace İsviçre bir kez daha insan haklarını hiçe sayan ve çevreyi göz ardı eden şirketlere Public Eye ödülleri dağıtılacak. Bu seferki adaylar: Barclays (İngiltere), Freeport McMoran (ABD), Samsung (Güney Kore), Tepco ( Japonya), Vale (Brezilya) ve Syngenta (İsviçre).

Yılın en kötü şirketleri için oylama bugün başlıyor ve 26 Ocak'a kadar devam edecek. Bu senenin listesi sivil toplum kuruluşları tarafından belirlenmiş 40 vakanın arasından seçilmiş. Şimdi biraz adaylara göz atalım.

Japonya'nın en büyük enerji şirketi TEPCO, maliyetleri düşürmek için nükleer tesislerinin yapısal güvenliğini ihmal ediyor. Hâlbuki Fukushima felaketi ve sonucunda insanların, toprağın ve denizlerin radyoaktiviteye maruz kalması engellenebilirdi.

İsviçre agrokimya ve tohum üreticisi Syngenta, Güney Yarımküre'deki insanlara zarar veren zehirli Paraquat adlı bitki öldürücü ilaçları pazarlamaya devam ediyor. Birçok çiftçi bu ilacı kullandıktan sonra zehirlendi veya hayatını kaybetti. Şirketin Atrazine adlı böcek öldürücü ilacı ise ABD'nin orta batısındaki içme sularının %90'nına bulaştı.

İngiliz Banka Şirketi Barclays, dünyanın en büyük dördüncü bankası ve dünyadaki en hızlı büyüyen gıda spekülatörü. Küresel gıda fiyatları bu banka yüzünden sürekli yükseliyor. 2010 yılında 44 milyon insan yükselen gıda fiyatları nedeniyle gittikçe yoksullaştı.

Dünyanın en büyük Amerikan altın ve bakır maden şirketi Freeport McMoRan, 45 senedir faaliyetleriyle Batı Papua halkına ve doğasına zarar veriyor. Maden hergün ağır metaller içeren 230.000 ton tortu üretiyor ve Dünya Mirası listesinde olan bu alan büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalıyor.
Güney Kore markası Samsung ise, listeye fabrikalarında çalışanlarının güvenliğini sağlamadığı için giriyor. Üretiminde zehirli ve yasaklanmış maddeleri kullanıyor. Malesef 140 çalışanına kanser teşhisi konulmuş ve en az 50 genç çalışan hayatını kaybetmiş.

Brezilya'nın ve dünyanın ikinci büyük maden şirketi Vale... Şirketin 60 yıllık tarihinde çiğnenen insan hakları mı dersiniz yoksa kötü çalışma koşulları mı veya doğa sömürüsü mü? Vale, Amazon'daki Belo Monte barajının inşasında yer alıyor. Baraj, konu hakkında söz sahibi olamayan ve tazminat alamayan 40.000 insanın yer değiştirmesine neden olacak. Aynı zamanda baraj, Constance Gölü boyutundaki bir alanı sular altına bırakarak, yerel halk, hayvan ve bitkiler için felaket sonuçlara yol açacak.

Alıntı :http://www.greenpeace.org/turkey/tr/

28 Nisan 2011 Perşembe

Yağmurun Çocukları (mç'imaşi berepe)



" Yağmurlarla geldi Karadenize o Çernobil denen nalet, e biz yağmurun çocuklari hayir diyemeduk ki düşen damlalara. Yağdi yağdi yağdi. Ama inan o günden sonra çiçekler bir daha eskisi kadar güzel kokmadi.. "
Mutlaka izleyin der Etkin haberci.

Filmdeki müzikler: ALİ&OKAN KAL (M J O R A)









Yağmurun Çocukları (mç'imaşi berepe) (2011) from Mirac Atabey on Vimeo.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Amazonlara Destek


Amazonlara Destek


Greenpeace Amazonlar’daki kampanyası 10. yılına ulaştı .Aralık ayındaki Kopenhag İklim Zirvesi’nde Amazonlar’ı sonsuza kadar kurtarabilmek için sizde destek olmak isterseniz burayı tıklayın. Ama önce videoyu seyrediniz.




5 Mart 2009 Perşembe

Türkiye Soluk Alsın- Greenpeace

Türkiye Soluk Alsın
Seyfi Solukal, Greenpeace’in yarattığı ve hayali bir İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı. Ve ben bu başkan adayını destekliyorum, neden mi? İşte nedeni; Çünkü kömürün neden olduğu kirli havayı solumak istemiyorum. Malesef ki hergün daha fazla artan kötü bir kömür kokusuyla başbaşa kalıyoruz.
Greenpeace’in güzel eylemlerinden biri daha ve bende destek veriyorum. 'Türkiye Soluk Alsın' başlığında, kömür santrali yapılacak 19 şehirdeki başkan adaylarına, eğer seçilirlerse kömüre geçit vermemelerinin istenildiği büyük çapta bir internet eylemi. Destek vermek için siteye girip, şehrinizi seçiyorsunuz , açılan sayfada şehrin başkan adaylarını göreceksiniz. Sonra bir tuşa basarak tüm adayların e-posta adreslerine iklimi ve sağlığımızı önemsemelerini istediğinizi ve kömüre karşı olduğunuz belirten bir yazıyı otomatik olarak gönderiyorsunuz. Suskun olmayın dünyamızın geleceği için yanlış gördüğünüz yada yapılabilecek bir şeyler olduğunu düşündüğünüz durumlar için sesinizi duyurun.

Eyleme şimdi katılmak için: http://www.solukal.org/

"Kömürden Kurtul, İklimi Kurtar
Kömürlü termik santraller küresel ısınmanın başlıca kaynağıdır. Düşünün ki, tüm dünyadaki enerji kaynaklı karbon salımlarının %41’ine tek başına kömür neden oluyor. Yani kömür santrallerinden kurtulmadıkça iklimi kurtarmamız imkansız.
Bu tabloya rağmen Türkiye’de 47 adet yeni kömür santrali projesine başlanıyor. Bu soluduğumuz havaya yaklaşık 115 milyon ton fazladan karbondioksitin karışması demek. Çoğunluğu ithal kömürle çalışacak bu santrallerin bazıları lisans almış durumda. Ülkemizin havasını, suyunu ve geleceğini korumak için bedelini çok ağır ödeyeceğimiz bu hataya seyirci kalmak istemiyoruz. Politikacılara, Türkiye’nin temiz enerjiye ve enerji verimliliğine layık olduğunu göstermeliyiz.
Bu nedenle, 29 Mart’taki yerel seçimleri, etrafa zehir saçıp sağlığımızı ve çevremizi tehdit edecek 47 kömür santralinden kurtulmak için bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Türkiye’de oy vermekten daha fazlasını yapmaya gücü olan yurttaşlar olarak, bütün parti adaylarından sorumluluk almalarını ve seçilirlerse temiz enerjiyi tercih edeceklerine dair söz vermelerini istiyoruz. Adaylar suya sabuna dokunmayan sözler vermek yerine bizi kömürün dehşet verici kirliliğinden korumayı taahhüt etmelidir.
Greenpeace’e söz vererek ‘Güneş İçin Belediye Başkanları’ bildirgesini imzalamış adayları ve henüz imzalamayanları internet sitemizden takip edebilirsiniz. Henüz geç değil. Greenpeace’in “Türkiye Soluk Alsın” eylemine katılarak kampanyamızı kazanmamız için bize katılın. Şehrinizde temiz enerjiyi geliştirmek için Belediye Başkanlarına yol gösterecek bir rehberimiz zaten var.
Seçmen olarak sen de gücünü iklim için kullan ve tüm adayları sorumluluk almaya davet et. Senin de baskınla Türkiye soluk alsın. "Alıntı Greenpeace

23 Aralık 2008 Salı

WWF-Türkiye


WWF-Türkiye
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ile yılbaşı için eşinize dostunuza anlamlı hediyeler verebilirsiniz. Yıllar geçtikçe kirlenen dünyamızı korumak için hem yardım yapmış olup hemde sevdikleriniz için güzel hediyeler seçmeniz mümkün.


Çocuklar ve yetişkinler için, doğa koruma çalışmaları içerikli kitaplar, peluş oyuncaklar, organik çocuk tişörtleri, Arslanlı marka yetişkin tişörtleri ve kupalar WWF-Türkiye mağazasından ve WWF-Türkiye ofisinden alınabiliyor.


Ve bence en sempatik hediye seçeneği olabilecek olan, "Bir deniz kaplumbağası evlat edinin"kampanyası ile 10 YTL’ye bir kaplumbağa evlat edinmek. Her deniz kaplumbağası için isme özel sertifika hazırlanmaktaymış. Bu hediyeniz ile elde edilen gelir, WWF-Türkiye’nin Antalya-Çıralı, Adana-Akyatan sahillerinde devam ettirdiği “Deniz Kaplumbağası Araştırma ve Koruma” çalışmalarında kullanılacak. Hediyelerin en güzeli bir kamplumbağayı sevdiğiniz adına evlat edinmeniz olabilir bence.

22 Aralık 2008 Pazartesi

Nükleere Hayır!


Nükleere Hayır!

Greenpeace ve Küresel Eylem Grubu’na Nükleer santral kurulmasına karşı çıkmaları konusunda desteğim hep devam edecek. Benim gibi düşünen dostlarımı da bilgilendirmek için sitelerinde yayınlanan yazıdan küçük bir alıntı yaptım. Aşağıdaki linke tıklayarak yeni Çernobil kazalarının yaşanmaması ve yaşadığımız dünyanın temiz kalması için sizde birşeyler yapabilirsiniz. En azından yanlışa seyirci olmayalım.

"Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Atomstroyexport- Inter Rao- Park Teknik konsorsiyumun teklifine 'Teknik Ölçütlere Uygunluk' belgesi verdi. Üçüncü ve son zarf olan fiyat teklifi TETAŞ'a gönderilmiş oldu. Son kararı ise Bakanlar Kurulu verecek.
TAEK bu kararla, kendi yeterlilik ölçütlerine ters düştü. “Sınanmışlık” maddesini ihlal ederek Atomstroyexport'un sadece Rusya'da prototip düzeyinde inşasına bu yıl başlanan VVER-1200 reaktörüne onay verdi. Denenmemiş bir teknolojiyi kabul ederek de her türlü güvenlik açığını ve hesaplanmamış maliyet aşımlarını da onaylamış oldu.
Denenmiş olan teknolojilerin sonuçlarını önce Çernobil'de ve her yıl nükleer santrallerde yaşanan yüzlerce kaza ile gördük. Sadece Fransa'da her yıl önemsiz olarak sınıflandırılan ortalama 900 olay yaşanıyor."Greenpeace

13 Kasım 2008 Perşembe

2008 ICCAT Toplantısı

© Greenpeace / Gavin Newman


2008 ICCAT Toplantısı

Zaman zaman buradan Greenpeace'in çalışmaları hakkında bilgi vermeye çalışıyorum. Ben destekçileriyim sizlerden de katılmak isteyenleri bu projelere davet etmek istiyorum. Mavi yüzgeçli orkinoslar ve Akdeniz'imizin geleceği için sizde bu çalışmaya destek verebilirsiniz.
"Akdeniz'in en değerli balığı ve besin zincirinin üst türlerinden mavi yüzgeçli orkinoslar denizlerimizden tamamen silinmek üzere, tabi balıkçıların geleceği de. Uluslararası Atlantik Orkinoslarını Koruma Komisyonu (ICCAT) Akdeniz'in en önemli balıkçılıklarından mavi yüzgeçli orkinos avcılığının yönetiminden sorumlu. Ancak yıllardır süregelen aşırı ve yasadışı avlanma mavi yüzgeçli orkinosları ve balıkçılığını yıkımın eşiğine getirmiş durumda.
Tarım ve Köyişleri Bakanı’ndan gelecek hafta düzenlenecek olan ICCAT toplantısında,Akdeniz’in ve balıkçılığın devamlılığı için mavi yüzgeçli orkinos avcılığının durdurulmasını desteklemesini isteyin. Bu yılki ICCAT toplantısında, yokolmanın eşiğindeki mavi yüzgeçli orkinosların ve balıkçılığının geleceği belirlenecek." Greenpeace

6 Kasım 2008 Perşembe

Greenpeace Logolu Tişörtler


Greenpeace Logolu Tişörtler
Greenpeace Mağazası açıldı, Greenpeace logolu çeşit çeşit tişörtler ve bardaklar artık satın alınabilir. Bu ürünlerden alarak hem çevreci kimliğinizi gösterebilir hemde Greenpeace ile birlikte çevreyi korumaya katkıda bulunabilirsiniz. Ben tişörtleri çok beğendim , fiyatları 19,99 ve 24,99 YTL bardaklar ise 14,99 YTL. Bu vesile ile çevrecileri alışverişe davet ediyorum. Ürünleri bu sitede bulabilirsiniz.



3 Eylül 2008 Çarşamba

Ayvalık

Ayvalık

Tatilin hoş etkisinden hala çıkamdığım için yine yazıyorum. Bu sefer Ayvalık'tan bahsedeceğim, bahsetmezsem hatırı kalır. Daha önce 2 kez gittiğim Ayvalık yine denk gelse giderim dediğim yerlerden biridir. Bu yıl denk geldi Ayvalığa yine uğradım.
Ayvalığın en çok taş evlerle dolu daracık sokaklarında gezmeyi seviyorum. Bu küçük sokaklarda bir sürü antikacılar, antika evler, küçük bakkallar var. Bir berber amcayla muhabbet ettik, Ayvalığın eskilerinden çok tatlı biri, dükkanı çok hoşuma gittiği için resim çekmeye çalışırken orası hakkında azıcık bilgi verdi. Şu resime bir bakın, bu küçük dükkan eski bir fotoğraftan çıkmış gibi görünüyor.



Ayvalık sokaklarında Kiliseden Cami olan yapılara rastlamak mümkün, hepsi mübadele döneminin izlerini taşıyor. Bu sokaklarda kurulan köylülerin ürünlerini getirip sattığı bir de pazar var. Zeytin, zeytinyağı, börülce ve sebzeleri buradan almak şart. Ayvalık gezintisini Ayvalık Tostunu, ardından da meşhur Lor Tatlısını, özellikle dondurmayla afiyetle yemeden bitirmek olmaz. Lor Tatlısı'da İmren Pastanesi'nde yenir, Ayvalık'lı bir arkadaşımın tavsiyesidir bu.


Sarımsaklı uzun paljı ve eğlencesiyle Ayvalık'ın gözde yerlerinden. Sarımsaklı yakınlarındaki Badavut koyu da sakin haliyle ve dalga almayan sahiliyle çok güzel.Bir de Şeytan Sofrası'nda güneşin batışını bir kez muhakkak izlemelisiniz. Ben her seferinde aynı keyfi aldığımı söyleyebilirim.
Şeytan Sofrası- Ulaş Yurtsever
Cunda Adası'nda balık, kızarmış dondurma ve tarçınlı ve hindistan ceviziyle süslenmiş lokma tatlısı üzerine de bir soğuk limonata çekip taş evlerin olduğu dar sokaklarda hem gezip hem alışveriş yapılabiliyor. Yani ben öyle yaptım :) Cunda'da uzak doğudan gelen hediyelikler dolmuş ama hala deniz kabukları vs. satan yerler bulunabiliyor. Bence denizin zenginliği bu ürünlerden almak daha güzel, biraz dolaşıp o dükkanları bulabilirsiniz.


Birde Ayvalığa geldiyseniz adalar turuna katılmak gerek. Maden Adası, Akvaryum Koyu vs. denizin tadını çıkarmak için en güzel yerler. Yine oralara gidesim var, eğer hiç gitmediyseniz muhakkak Ayvalık'ta tatil yapın derim. Naçizane şahsi fikrimdir.:)

Gazatelerde tatil yapıp onları anlatan gazetecilere çok gıpta ederdim. Hep tatildeler diye birazda bozulurdum galiba. Bende bu yüzden tatille ilgili yazıyorum işte :)
Tatil güzel, yazmaksa yapmak kadar güzel.
Resimler; Altında isim olmayanlar bana ait. Alıp gizlice yayınlamayın, bu etik olmaz.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Küçükkuyu

Kaz Dağları'nın üstü "Altından" daha değerlidir.
Küçükkuyu görmeyenler için gidilip görülmesi gereken güzelliklerimizden biri. Tatil için ideal ayrıca gezilip görülecek çokça yeri var. Bunlardan biri Zeus Altarı (sunağı), Mitoloji de Zeus' un Hera'yı görüp aşık olduğu yer olarak anılmakta ve Truva savaşını buradan izlediği söylenmekte. Küçükkuyu merkezinden 3 km kadar uzakta, tepenin üzerinde bulunan ve çokça bakımsız olan bu sunak, aslında manzarasıyla, kekik kokularıyla bir doğa güzelliği içinde bulunmakta. Burası temizlenmeli ve daha çok ziyaretçi çekilebilmeli. Ama bizdeki bir çok eksik arasında burası da kaderine bırakılmış durumda. Ama tepeden kuşbakışı manzarayı görmek için buraya çıkmak gerek. Aşağıya inerken çay içilip soluklanacak bahçeler görebilirsiniz. Giderseniz ada çayı içmeyi ihmal etmeyin. Köylüler kekik vs. gibi bir çok otu ve çayı satıyorlar. Şimdiki değimiyle tamamen organik. İçtiğim adaçayının tadını unutamıyorum doğrusu.


Küçükkuyu' da Mıhlı Çayı boyunca gezmek ve buz gibi suyuna girmek şart. Deniz sefasını biraz olsun bırakıp tatlı suyun etkisine girmek , şelalenin altında yüzmek herkes için keyifli olur herhalde. Bu çayın üzerinde bir değirmen ve Roma döneminden kalma bir de kemerli köprü bulunmakta. Burdaki köy taş evlerden oluşuyor hepsi çok şirin ve bir çoğu iyi restore edilmişler. Mis gibi doğanın eteklerinde gezerken duyarlı ev sahiplerinin şirin bahçelerine mesire yerlerine yazdıkları afişler dikkatimi çekti. Kaz Dağlarında siyanürle altın araması yapılmaması için hepsi tepkilerini ortaya koymuş. Bende bu çevreci harekete destek veriyorum. Hemde boş zamanlarımda değil, her zaman. Keşke daha ileri görüşlere sahip, daha doğaya saygılı olsakta doğa da bizden hesap sormak zorunda kalmasa.

Behramkale-Asos bu bölgede muhakkak görülmesi gereken kalıntılardandır. Tepeye çıkarken yol boyunca gözleme vs. yiyebilirsiniz. Taş evler arasında Behramkaleye gidip Asos'un manzarasını seyretmek ,oradan denizin güzelliğini görmek gerek.

Neyse Küçükkuyu gezilip görülmeye değer güzel bir yer. Hem deniz hem dağ ,tepe hemde antik çağlara ait kalıntılar var. Hepsini bir arada sevenler için tavsiye ederim gidip görün mis gibi ada çayı için Mıhlı Çayındaki şelaleye kendiniz bırakın.

Ulaşım için;

1. İstanbul - Bursa - Balıkesir - Edremit - Altınoluk-KÜÇÜKKUYU

2. İstanbul - Keşan - Gelibolu - Çanakkale - Küçükkuyu

3. İstanbul - (Feribotla) Bandırma - Balıkesir - Edremit - Altınoluk - KÜÇÜKKUYU

31 Ekim 2007 Çarşamba

ORMANSIZLAŞMA!



Atlas dergisinin 2003 yılında başlattığı "Ormansızlaşma" imza kampanyasına 48 bin kişi destek vermişti.Tepkiler sonuç vermiş, 2B arazilerinin satışı durdurulmuştu.Aynı tehlike, bugün bir kez daha kapıda. Tehlikenin önüne geçmenin bir tek yolu var: Sesimizi yükseltmek ve tepkimizi yeniden ortaya koymak.

Bir imza at! Talanı sen durdur!

22 Ekim 2007 Pazartesi

Ruhunuz Şad Ola


Dün akşam gözlerimiz yaşlı kaldı, bizim bu kadar canımız yandıysa ateşin düştüğü yerdeki yakınlarına Allah sabır versin. Akşam Irak devlet başkanı Talabani'nin M. Ali Birand ile yaptığı telefon görüşmesini dinledim. Bunlar biz bişey yapmayalım sınırı geçmeyelim istiyolar ama peki teroristleri durdumak için siz ne yapacaksınıza cevap vermiyor. Türkiye ile iyi ilişkilerimiz devam etsin istiyoruz diyorlar. Sen koynunda besliyceksin senin sınırından gelip benim insanımı öldürecek sende ilişki bozulmasın sınırı geçmeyin diyeceksin. Devletimiz böyle bişeyi dinlemeyecek herhalde. Bu kadar pişkinlikte olmaz. Birde Birand terörist olarak görüyormusunuz bunları diye sorunca insanları öldürüyorlarsa terörist öldürmüyorlarsa değildir diyor. 12 Şehit iş olsun diye öldü. Yılardır insanlarımız öldürülüyor daha ötesimi var. Dün akşam bu çevir kazı yanmasın konuşması nedeniyle benim şahsen Irak'a Allah Allah sesileriyle giresim geldi. Madem bizim girmemizden korkuyorlar biz her an şehit vereceğiz diye korkacağımıza onlar bizden korksunlar. Korkunun ecele faydası yok nasılsa.

Şerefsiz teröristlerin Piyade Taburu'na saldırısısonucu, Piyade Astsubay Mehmet Bozkurt, Astsubay Soner Özübek, Uzman Çavuş Mustafa Uysal, Çavuş Selçuk Gürdal, erler Lokman Eker, Yavuz Öztürk, Zekeriya Yatı, Abdurrahman Doğan, İrfan Beyaz, Vedat Kutluca, Samet Saraç ve Mehmet Gücük şehit oldu. Burda ismi geçen şehitler dışında 3 askerimiz daha şehit oldu. Hepsine Allahtan rahmet diliyorum.Bu vatanda "Şehitler Ölmez".

10 Ekim 2007 Çarşamba

Mevlana Der Ki;


" Sen de suya kanamış susuz gibi,Allah için olsun,elde ettiğinle yetinme,durma. Bu tapıda sonsuz makamlar var. Başköşeyi bırak,senin başköşen yoldur. Gözünü yıldızlara dik;yol ara. Rahata ulaşma tuzağı daima rahatsızlıktır. Karınca Süleymanlık dilerse onun bu dileğini hor görme,gayretine bak.İnsanın adamakıllı çalışmaya kul olması gerekir. Çünkü bir şeyi iyice arayan nihayet bulur. Hangi işe girişirsin de o işte sana ölüm bile hoş gelirse,işte sevdiğin iş o iştir." MEVLANA

Artık arkadaşlar bana niye çok koşturuyorsun biraz dur dinlen demeyin. Durmuyorsam kurtlu olduğumdan değil bir bildiğim var ondan:)

3 Ekim 2007 Çarşamba

Bu Blogda Sigara İçilmez!

Bu vidoyu tüm arkadaşların seyretmesini istiyorum, kendinize bunu yapmamanız için. Sigaranın zararlı olduğu hepimizce aşikar ama nedense içenler buna tutkuyla bağlılar. Umarım bu videoda görecekleriniz biraz olsun sizi uyandırır.
Herşeyden önce kendinize ve sevdiklerinize zarar vermemek onları üzmemek için sigarayı bırakın. Bu yıl babam çok ciddi rahatsızlık geçirdi, hastanede kaldığımız süre boyunca oradaki tüm hastalar kemoterapiye gönderildi, biz korkuyla bekledik ama doktorumuz "sen sigara hiç içmemişsin şanslısın tedavi iyi gidiyor" dedi ve babam şimdi daha iyi. Hepimiz öleceğiz buna şüphem yok ama babamda onlar gibi kemoterapiye sevk edilseydi şu sigara yüzünden onu affedemezdim. Ben onun kızıyım bana karşı sorumlulukları var ve benim babam sigara içmeyerek bana babam olduğunu gösterdi. Biz hastaneden mutlu çıkanlardanız. Lütfen sizde kendinize ve ailenize sizi sevenlere bu özveriyi gösterin. Sigara hemen öldürse iyi, sizi yarım bir insan haline getirene kadar süründürebilir. Dinimizce de kendine zarar vermek günahtır bildiğim kadarıyla.
Kendinize bir iyilik yapın artık bırakın şu sigarayı. Sizleri seviyorum, sizi bu videodaki halde görmeyi istemiyorum."Sigara yok, ağlamak yok!"


13 Eylül 2007 Perşembe

Güllaç namı diğer Güllü aş

Ramazan gelince , yeme içme konusunda benim aklıma ilk gelen Güllaçtır. Bu hafif güzel tatlıya bayılıyorum. Bugün ramazan ayının ilk günü yine aklıma geldi araştırınca nasıl ortaya çıktığını öğrendim. Sizlerle paylaşayım istedim kendi gibi icadıda çok sade olmuş, yerim onu ben :)

Güllaç'ın ilk kez Timurlenk zamanında yapıldığı söylenmekte fakat bizim şimdilerde yediğimiz şekliyle güllaç osmanlı zamanında bir usta tarafından yapılmış ve daha sonraları saraya getirilmiş. O dönemler nişasta ve mısır unundan yapılan yufkalar hemen tüketilmeyip kalınca kuruduğundan atılmaması için süt ile ıslatılarak yeniyormuş. Daha sonraları şeker ilave edilerek tatlı haline gelmiş. Hala nişasta yufkasından yapılan bu tatlımız, içine katılan nar, gülsuyu, badem(ben bademli sevmiyorum )fıstık, ceviz gibi malzemelerle zenginleşmiş. Sadece bizim mutfağımıza özgü olan bu tatlının yapmasıda kolay hazmıda kolay. Yani ramazan için ideal. Herkese hayırlı ramazanlar dilerim, karnınız doysun dualarınız kabul bulsun.


Güllaç Tarifi;
İçindekiler Ölçü Miktar
Ceviz (dövülmemiş) 1 su bardağı 100 gram
Şeker 1 1/3 su bardağı 240 gram
Süt 7 1/2 su bardağı 1.5 kg
Güllaç 10 adet 250 gram
Nar 1/2 küçük boy 100 gram
Yapılışı
Cevizi döv veya makinede çek, 3 yemek kaşığı şekerle karıştır. Sütü kaynat, şekeri kat, karıştır. Güllaçların her birini ortadan ikiye kes, her parçayı sıcak şekerli sütle ıslat. Ortalarına ceviz-şeker karışımından yarım yemek kaşığı koy. Kenarlarını tepede toplayarak gül şekli ver, geniş ve derince bir servis tabağına yerleştir. Üzerlerine kalan sıcak şekerli sütü dök, kapat. Soğuyunca nar taneleri ile süsle.

Osmanlı mutfağının tadlarını öğrenmek için bu siteyi gezebilirisiniz. http://www.osmanlisanati.com/p7.html

31 Ağustos 2007 Cuma

Büyük Sözü Dinliyorum

Bugün kuzenim bir e- posta göndermiş, çok güzeldi. Buraya da yazmak istedim iki küçük alıntıyı.
Birincisi;

Bir bilgeye sormuşlar:
" Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?
"Terzimi severim," diye cevap vermiş.
Soruyu soranlar şaşırmışlar:
"Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor?
O da nereden çıktı? Neden terzi?" Bilge, bu soruya da şöyle cevap vermiş:
"Dostlarım, evet ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim
ölçümü
yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar
verirler, ölünceye kadar da, beni hep aynı gözle görürler.

( Tamam kabul ediyorum hep yeni şanslar verilmeli insanlar değişebiliyor belli ölçüde ama güvenip tekrar yıkılmak çok can acıtıyor. Bende tekrar deniyorum bakalım, ölüçüsünü tekrar alıyorum,bu seferde aynı çıkarsa elimden çekeceği var.Terzi gibi sevilmek istiyorum bilgelere duyrulur.)

İkincisi;

Bilgeye sormuşlar dünya da en güzel şey ne diye?
´Sevmek´ demiş...
Peki sonra? demişler...
´Sevilmek´ demiş...
Peki neden sevmek sevilmekten önce geliyor? demişler...
O da demiş ki ´insan sevdiğine sevildiğinden daha çok emindir.

(Bu söze ne denir ki? Ben ne kadar sevildiğimi bilemem ama sevdiğime eminim. O zaman en güzel olana kavuşmuşum gerisi mevzu değil.Ben sevdiğimi söylüyor olayı noktalıyorum.)

28 Ağustos 2007 Salı

Küçük Arkadaşım- Mektuplu Kırtasiye Yardım Kampanyası


Okulların açılmasına az kaldı ve birkaç yıldır devam eden güzel bir yardım hareketini duyurmak istiyorum. Aktif Dağıtım, her yıl ülkemizin çeşitli bölgelerindeki çocuklara kırtasiye yardımı ulaştırıyor. Tabi bizim katılımlarımızla. Güzel ve örnek bir hareket sonun kadar destekliyor ve Aktif Dağıtım'ı tebrik ediyorum. Kampanyaya katılmak isteyenler için aşağıda firmanın yayınladığı bir yazıyı alıntı olarak bulabilirsiniz. Daha ayrıntılı bilgi için http://www.aktif.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yeri gelmişken tekrar hatırlatmak istiyorum, bu tip uygulamaların en başarılısı bence "Kardeşini Seç" kampanyasıdır. http://www.kardesinisec.com/ adresine tıklayarak kendinize bir kardeş seçmenizi dilerim. Bununla ilgili daha önceki yazımı da okumayanlar için http://saadettopcu.blogspot.com/2007/08/kardeinizi-sein.html tıklayarak bilgi alabilirsiniz. Sevgiler,



Firmanın yayınladığı Çağrı Mektubu;

Sevgili Dostumuz,

İhtiyacı olan ilköğretim öğrencilerinin basit kırtasiye araçlarını karşılamayı ve onları okumaya teşvik etmeyi amaçlayan "Mektuplu Kırtasiye Yardımı Kampanyası"nın 8.sine başladık!Aktif İleti (Dağıtım) olarak 2000 yılından beri her öğretim yılı başında düzenlediğimiz bu kampanyalarla, Edirne'den Van'a; Ardahan'dan Adapazarı'na kadar yüzlerce okulda 170.000'den fazla küçük arkadaşımıza yardım paketleri ulaştırdık.Kampanyamızda, yardım paketlerini doğrudan öğrencilere teslim ediyoruz. Pek çok öğrencinin yazdığı teşekkür mektuplarını da toplayıp sizlere ulaştırıyoruz! Tüm bu hizmetlerimiz ücretsizdir!Her paketin tek tek teslim ayrıntısını; bu güzel anların fotoğraflarını; daha önce kampanyalarımıza katılmış onbinlerce yardımseverin ve öğretmenlerin ziyaretçi defterimizdeki yorumlarını ve öğrenci mektuplarından bazılarını sitemizde görebilirsiniz.Kampanyamız 16 Eylül 2007'ye kadar devam edecek. Takip eden haftalarda paketler öğrencilere teslim edilecek.Paket (A4 büyük zarf) içinde şunlar olacak: 1 kitap (öykü, Bilim Çocuk dergisi vb.), 1 defter, 2 kurşunkalem, 1 kalemtraş, 1 silgi, 1 cetvel, 1 kutu (6'lı) kuruboya, 1 lolipop şeker, 1 diş fırçası, 1 küçük boy diş macunu (..ve bir de sizin mektubunuz!)--Lütfen zarfa belirtilenlerin dışında birşey koymayın; diğer çocukları üzebilirsiniz!
KAMPANYAYA KATILMAK İSTERSENİZ:A) Hazır paket siparişiyle katılmak için (adedi 5 YTL); http://www.abonet.net/ adresinden veya 0212 314 08 88 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz. (Faks no: 0212 222 2710; Hesap no: Garanti Bankası 028-6297245 / İş Bankası 1188-301471)B) Ya da kendi hazırlayacağınız paketleri; a- İstanbul merkezimize teslim edebilirsiniz. (Adres: Aktif İleti ve Dağıtım, PERPA Tic. Merkezi A Blok Kat: 13 No: 1969 Okmeydanı - İstanbul) b- Posta / kargo ile adresimize gönderebilirsiniz. (Lütfen zarflarınızın üzerine ad-soyad ve adresinizi yazmayı unutmayın. Takip etmeniz için gereklidir) c- İstanbul'da 100 adetten fazla paketiniz olursa 0212 314 08 00'e telefon edin; gelip adresinizden ücretsiz alalım.Lütfen bu mesajı yurtiçi veya yurtdışındaki dostlarınıza da iletin. Her iletim, çok uzaklardaki bir çocuğun daha kitaba, şekere ve yaşama sevincine kavuşmasını sağlayabilir!Saygılarımızla,Yusuf KöseAktif İleti ve Dağıtım A.Ş. Yön. Kur. Bşk.

24 Ağustos 2007 Cuma

Ters Lale- Ağlayan Gelin



Dünyada sadece ülkemizde, Hakkari'nin Cilo Dağları'nda yetişen "Ters Lale"de çok özel değerlerimizden biri. Siyah Gül'le ilgili hiçbir bilgim yoktu ama lale en sevdiğim çiçek olduğundan Ters Lale namı diğer Ağlayan gelin'den haberdardım. Geçmişte Hakkari Bölgesi'nde yaşayan Asuri'lerin her sabah göbeğinden su yaydığı için "Ağlayan Gelin" adını almış ve bu yüzden kutsal sayılmış. Ters Lale boyu 75 santimetreyi bulan, her dalında 6 lalenin ters olarak büyüdüğü özel bir çiçek. Bildiğim kadarıyla Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nca koruma altına alınmış ve lalenin il ve yurtdışına çıkarılması da yasaklanmış. Yani bu laleyi görmek istiyorsak Hakkari yollarına düşeceğiz.Yok uzak derseniz, Edirne'de Mimar Sinan'ın camisinde de bu lale figürü bulunmaktaymış isterseniz gidip üstadın elinden çıkmış olanı görebilirsiniz.
Ülkemizde doğal yaşamın bize hediye ettiği daha bir çok nadide miras var. Bunların hepsini görmek mümkün olurmu bilmem ama en azından bu değerlerin farkında yaşamalıyız herhalde.
Ters lale önceleri gizli yollarla yurt dışına kaçırılmış ve oralarda yetiştiriliyor. Lale kültürü bizim insanımız için çok önemli olsada lale deyince Hollanda akla geliyor. Sevdiğimiz bize ait olan değerlere sahip çıkmayı bilmiyoruz malesef. Sonunda ben gidip Ters Lale ve Siyah Gül için oranın toprağındanda alarak evimde yetiştiricem ve ebrularımda bunları nakşedicem. En azından eşime dostuma yada yıllar sonra bizden kalıntılar bulan diğer insanlara bu değerlerin bize ait olduğu belli olsun diye. Belki arkeologlar kalıntılar arasından bir ebrumu bulurlar vayyy Ters Lale Türklerinmiş derler :) yoksa bizim olan herşey başka memleketlerin adıyla anılacak. Kendimce çabam bu, keşke bu işlerden anlasamda tüm dünyaya tanıtabilsem bizim olan bu güzellikleri. Şimdilik elimden gelen budur :)

Ters Lale ile ilgili bir alıntı yazı:
Dünyada bir benzeri daha bulunmayan ve anavatanı “Dağların Kenti” olarakta bilinen Hakkari ilimizde yetişen Ters Lale, dünyanın en nadide çiçeklerinden biridir. Kan kırmızı, göz kamaştırıcı rengiyle kadife hassaslığındaki çiçeği ile estetik görünümlü tersliğiyle adeta bir doğa harikasıdır. Ters Lalenin asıl önemi; “endemik bir tür olması” yani dünyada yalnızca Hakkâri’de doğal olarak yetişmesindendir. Ters Lale doğal görünüşüyle mevcut kültür lalelerinden çok daha gösterişlidir. Göz kamaştırıcı rengi ile yakından bakıldığında Ters Lalenin bir doğa harikası olduğu kolaylıkla gözlemlenir.

Hakkari dağlarında kendiliğinden yetişen, her sapta 3 ile 8 lalenin ters büyüdüğü genellikle bir sapta 6 lale meydana geldiği, boyu 60 ila 80 cm yi bulan Ters Lale 1400 – 2500 rakımında belirli yerlerde yetişmektedir.
Avrupa da Fritillaries İmpreilas, “Keşan lalesi”, Prestika “Karagöz lalesi”, Emperyalis “Ağlayan Gelin” gibi isimlerle anılmaktadır. Halkımız tarafından da Ağlayan Gelin, Kerbela ve Kral Lalesi, Kral Tacı, Yayla Çanı, Yere Bakan Lale olarak da bilinmektedir.
Alıntı:Sefer KAÇMAZ

23 Ağustos 2007 Perşembe

Enzo Ferrari

Marka olma öykülerinden ilgimi çeken biri de Ferarinin doğuşu, aslında Enzo Ferrari nin yaşam öyküsü. Ferrari adlı bir biyografik film seyretmiştim o günden sonra Ferrari görünce sadece bir araba diye düşünmüyorum artık. Eminim bir çoğunuz zaten öyle düşünmüyorsunuzdur ama benim pek lüks araba hız vs. gibi konulara ilgim olmadığı için bence sadece kırmızı bir spor araba objesiydi. Ama bu filmden sonra bir başarı hikayesinin sonucu olduğunu biliyorum. Eğer bulabilirseniz bu filmi seyretmenizi tavsiye ederim. Özellikle tam araba tutkunlarına göre bir hikaye.
Enzo Ferrrari'nin çocukluk hayali yarış pilotu olmak ve o zamanlarda tahta kaykaylarla yarışıyor. Sonraları, ki savaş dönemleri ülkesi İtalya'nın çalkantılı olduğu zamanlar da Fiat'a başvuruyor ve alınmıyor. :) (Beni de çoğu yer işe almadı günü gelicek bunların ) Sonraları yarışlara katılıyor hep, filmde şu eski arabalarla yapılan yarışlar var şimdilerin F1 heyecanı gibi.Daha sonra katıldığıyarışlarla dikkatleri üzerine çekiyor. Önceleri yarışlarda sonraları idari kısımda Alfa Romeo ile uzun yıllar çalışıyor . Filmde zıpkın gibi bir adam profili var, yerinde duramayan, yaratıcı öyle ki kendi arabasının tasarımını yapıyor ,teknik her bilgiyi hallediyor ,bunu birilerine kabul ettirmek için ince zeka ürünü işler yapıyor. Bu kısımlar çok önemli ama filmi seyredip görmelisiniz. Filmde evliliği, aşkı, işi ve tutkusuyla herkes gibi görünen ama hayali için inançla ve inatla çalışan bir adamın hikayesini seyredeceksiniz.
Filmden aklımda kalan güzel bir kare var; Enzo hep aynı ,kendisine inanan teknik ekiple yapmış Ferrarri'lerini. Bu ekipten ölen bir arkadaşları için, motorları bir süre çalıştırıp onu andıkları sahne çok hoşuma gitmişti. Enzo Ferrari yanlız başarmadığını bilen bir adammış.
Bu yüzden işte bu sene F1 de Ferrarî'yi destekliyorum. Enzo Ferrari'nin başarısı adına :)
Filmin tanıtım bölümünü burdan izleyebilirsiniz.